Metabolik Sendrom

Bir modern yaşam hastalığı olan metabolik sendrom insülin direnci ile başlangıç gösteren abdominal obezite, diabetes mellitus veya glukoz intaleransı, dislipidemi, koroner arter hastalığı ve hipertansiyon gibi sistemik faktörlerin beraber izlendiği bir tablodur. İnsülin direnci sendromu, polimetabolik sendrom, sendrom X, uygarlık sendromu ve ölümcül dörtlü olarak da nitelenderilin metabolik sendromun görülme sıklığı obezite ile pararel olarak artış göstermektedir.

Metabolik sendromda tip ll diyabet ve kalp yetmezliği sıklıkla görülmektedir. Hastalığın nedenleri arasında ise aşırı kilo ya da obezite, diyet (aşırı tatlı tüketimi), koroner arter hastalığı, tip ll diyabet, stres, genetik faktörler, ileri yaş, romatolojik hastalıklar, psikolojik ve psikiyatrik unsurlar ile alkol gibi etmenler sayılabilmektedir.

Ülkemizde 20 yaş üzeri nüfusun ortalama olarak üçte birine yakını metabolik sendromludur. Bu nedenle bu hastalığın belirtilerine dikkat çekmek gerekmektedir. Hastalığın belirtileri ise;

  • Bel çevresindeki genişlemeler
  • Tansiyon yüksekliği
  • Kanşekeri yüksekliği
  • Kolestrol yüksekliği’dir.

KADIN

ERKEK

Abdominal Obezite

> 88 cm

> 102 cm

HDL – K

< 50 MG / dL

< 40 mg / dL

Trigliserid

> 150 mg / dL

> 150 mg / dL

Açlık Kan Şekeri

≥ 110 mg / dL

≥ 110 mg / dL

Kan Basıncı

≥ 130 / 85 mm Hg

≥ 130 / 85 mm Hg

Metabolik sendromda risk faktörleri de oldukça önemlidir. Risk faktörleri içerisinde belirlenen unsurların en az üç kriterin bir kişide bulunması durumu metabolik sendromu işaret etmektedir. Bu risk faktörlerini tanımlamak gerekir ise;

Diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskini arttıran metabolik sendrom tedavisi ilk olarak kilo verilmesine yönelik çalışmalar ve günlük yaşam alışkanlıklarında değişikliklere gidilmesi ile başlamaktadır. Bu tedavi sürecinde kilo verdirme oldukça önemli olup, kilo tedavisi ise çok yönlü olarak değişmektedir. Bir diyetisyen ışığında kişiye uygun belirlenen program ile diyet uygulanmaktadır. Ayrıca diyet eşliğinde egzersizle devam edip, belirlenen hedefe ulaşılamayan hastalarda ise ilaç tedavisi seçeneği kullanılabilir. Kilo kaybının yaşanması ile insülin direncinde azalmalar oluşarak, kan lipidleri ve şekeri düzelmektedir. Ayrıca bu hastalıkta diyet, egzersiz ve ilaç tedavisinin sonuç vermediği hastalarda metabolik cerrahiden  ve obezite cerrahisinden yararlanılabilir. Metabolik cerrahi kardiovasküler riskleri en aza indirerek bu tabloya bağlı ölüm risklerini düşürebilir.