Blog

mide-botoksu-nedir.jpg

Mide Botoksu nedir sorusu hastalarımızdan bize en çok gelen sorulardan olup son yıllarda oldukça popüler olan bir kilo verme yöntemidir. Mide botoksu 16-65 yaş aralığındaki kişiler, fazla kilosu olanlar, ameliyat için uygunluğu olmayan veya daha önce tüp mide veya mide bypass ameliyatı olmuş olup yeterli kiloyu veremeyen veya verdiği kiloları geri alan kişiler için uygundur. Mide botoksu endoskopik ortamda uygulanan midenin açlık ve tokluk hormonlarının salgılandığı yerlere botulinum toksini enjekte edilerek mide hareketlerinin yavaşlaması ile birlikte amaç kişinin açlık hissini azaltmak ve kişide tokluk hissini arttırmaktır. Mide botoksunun bu etki mekanizmasıyla besinler midede daha uzun süre kalarak ince bağırsağa geçişi yavaşlar ve kişi kendini tok hissettiği için yemek yeme dürtüsü yani iştah azalır. Beslenme uzmanının bireye özgü önerileri ile birlikte yürünen bu yolda kişilerin uyumlulukları halinde kişilerin ideal kilogramlarına gelmesi hedeflenir. Mide botoksu midenin uygun alanlarına ve yeterli miktarlarda enjekte edildiğinde oldukça etkili bir kilo verme yöntemidir. Mide botoksu işlemi etkin yapıldığı takdirde kişinin yaş, cinsiyet, vücut kütle indeksi, fiziksel aktivite durumu ve beslenme düzenine bağlı olarak 10-25 kg arası kilo verimi sağlanabilir.

Mide botoksu işleminden sonra kişiler doktorunun ve beslenme uzmanının önerilerine uyumu ile birlikte bahsettiğimiz kilolarının üzerinde de kilolar verebilir. Mide botoksu işlemi bir ameliyat değildir, kişinin endoskopik olarak midenin belirli noktalarına uygulanan ve kişinin genel anestezi gerektirmeden sedasyon ile uyutularak hiçbir ağrı, acı, bulantı hissetmediği yaklaşık 15-20 dk süren konforlu bir yöntemdir. Mide botoksu işleminden sonra hastanede yatmak gerekli değildir. Kişiler birkaç saat müşahede altında tutulduktan sonra günlük hayatlarına rahatça dönebilmektedir. Mide botoksu işlemi uygun dozda ve midenin uygun noktalarına yapılırsa mide içerisinde kalıcı hasar bırakma riski oldukça düşük olan güvenilir bir yöntemdir. Mide botoksu işleminde kullanılan botulinum toksini kozmetik alanlarda da sıklıkla ve güvenle uygulanmaktadır. Mideye uygulanan botoksun eğer hastanın alerjisi ve kas hastalığı yok ise ciddi bir yan etkisi bulunmamaktadır.


mide-botoksuna-nasil-karar-verilir.jpg

Mide Botoksuna Nasıl Karar Verilir ?

Mide botoksu uygulaması fazla kilosu olan kişiler tarafından oldukça sık tercih edilen bir obezite tedavi yöntemidir. Obezite ile mücadele yolunda mide botoksu ile kilo vermek isteyen hastanın detaylı anamnezi (hastanın tıbbi öyküsü) ile birlikte boy-kilo değeriyle vücut kütle indeksi tespit edilerek hastanın Bia dediğimiz yağını, kasını ve diğer vücut parametrelerini detaylı olarak ölçtüğümüz vücut analizi alınarak hastanın mide botoksu işlemine uygunluğuna karar verilir.

Mide botoksu uygulanacak hastanın midesinde gastrik, ülser ve kanser gibi hastalıkların olmaması gerekir. Hastalığın varlığında öncelikle hastanın uygun tedavisi yapılır ve ardından mide botoksu işlemi uygulanabilir. Mide botoksu işlemi uygulanacak hastanın mental olarakta işleme hazır olması işlemi uygulayacak ekip içinde, hasta içinde önemli bir parametredir. Mide botoksu işlemine karar vermiş hasta öncelikle yürüyeceği yolun bilincinde olmalıdır. Yürünen hiçbir yolda mucize yoktur. Hasta işlem öncesi detaylı bilgilendirilmeli ve soruları detaylı cevaplandırılmalıdır. Mide botoksuna karar veren hasta için doktorunun ve bariatrik cerrahi beslenme uzmanının önerilerine uyumu mide botoksu ile amaçlanan başarıya hastayı ulaştıracaktır.


bariatrik-cerrahi-sonrasi-beslenme-1200x801.jpeg

Obezite; “Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlığı bozabilecek anormal aşırı yağ birikimi olarak tanımlanmaktadır.” Obezite sadece bir beslenme veya yetersiz hareket sonucu ortaya çıkan bir estetik sorun değil çok boyutlu kronik; tedavi edilmediği takdirde yaşam kalitesi kesin olarak azaltan ve ölümcül sonuçları olan ciddi bir hastalıktır. Obezite Cerrahisi obeziteyi gidermek amacıyla yapılan cerrahi müdahelelerin tamamınına verilen isimdir ve tıpta “bariatrik cerrahi” denilmektedir.

Ülkemizde ve dünyada artan obezite prevalansı nedeniyle bariatrik cerrahi ameliyatlarına olan ilgi de bu oranda artmıştır. Fakat cerrahi kesin çözüm yolu olarak düşünülmemelidir. Ameliyat sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak için bir araç şeklinde düşünülmelidir. Bariatrik cerrahi beslenme alışkanlıklarını bir ömür boyu değiştirecek köklü bir değişim sürecidir. Ameliyat sonrası azalan ve hatta neredeyse tamamen ortadan kalkan iştah durumu ve küçük porsiyonlarla oluşan doygunluk hissi bu ameliyatlar sonrası bireyin sürece uyum ve başarı sağlamasına olanak tanır.

Bariatrik cerrahi sonrası ilk hedef makro (proteinler, karbonhidratlar ve yağlar) ve mikro (vitaminler ve mineraller) besin ögelerinin yerine konulması ve yeterli hidrasyonun (sıvı desteği) sağlanmasıdır.

Bariatrik Cerrahi Operasyonu Sonrası Beslenme Önerileri

  • Operasyon sonrası (operasyonun türüne göre) ‘ Berrak sıvı – püre – yumuşak katı gıda ’ geçişlerini beslenme uzmanınızın kontrolünde adımlandırılmalıdır.
  • Yeterli hidrasyonu sağlayabilmek için günde ortalama 1.5 – 2.5lt. su tüketmeli.
  • Yeterli miktarda protein alınmalıdır.
  • Operasyon sonrası 1 ay gaz problemleri yaşanmaması için sakız
  • çiğnenmemeli ve pipet kullanılmamalıdır.
  • Hiçbir besin çok sıcak veya çok soğuk tüketilmemelidir. Ilık tüketilmelidir.
  • Katı ve sıvı ayrımına dikkat edilmelidir. Katı yiyecek ile sıvı içeceği aynı anda tüketmeyiniz.
  • Alkol, gazlı içecekler ve meyve suları yüksek kalori içerir ve iştahınızı arttırır, bu yüzden uzak durulmalıdır.
  • Besinleri küçük parçalar halinde uzunca çiğneyerek tüketilmelidir. Bir öğünü tüketmek yaklaşık 30-40 dk vaktinizi almalıdır.
  • Operasyon sonrası en az 1 ay kafein tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • Ortalama 3-6 ay gaz yapması nedeniyle kuru baklagiller (mercimek,nohut, kuru fasulye vb.) tüketilmemelidir.
  • Yağda kızartma, kavurma gibi yöntemler yerine ızgara, haşlama, buğulama veya fırın yöntemleri seçilmelidir.
  • Bedeninizi ve midenizi en iyi siz tanıyorsunuz ! Doygunluk hissinin gelmeye başladığı an yemeyi sonlandırmalısınız. Tıkanmışlık hissi ve karnınızın ortasında baskı durumu yaşanmamalıdır.
  • Egzersizi mutlaka hayatınıza entegre etmelisiniz !! Operasyon sonrası ilk 15 gün hafif-orta tempoda yürüyüşler, 15 gün sonrasında yüzme ve 2 ay sonrasında ağır sporları yapabilirsiniz.

Unutmayınız, hiçbir yolda tek başına mucize yok. Operasyon sonrası başarı sizin beslenme programınıza uyumunuzla orantılıdır.

Dyt. Seda DOYAN

 


obezite-nedir-1200x800.jpeg

Obezite (aşırı şişmanlık); Dünya Sağlık Örgütü’nün, “Yağ dokularında sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı miktarda yağ birikmesi” olarak tanımladığı hastalıktır.

Yaygın olarak Beden Kitle İndeksi (BKİ) ölçütüyle tanımlanır. BKİ, kilogram cinsinden vücut ağırlığının metre cinsinden boyun karesine bölünmesi ile hesaplanır. BKİ > 30kg/m2 olması bireyi obez kategorisine dahil eder. BKİ > 35kg/m2 2. derece obez ve obezitenin sonuçları açısından en fazla risk altında olanlar BKİ > 40 kg/m2 olup morbid obez olarak tanımlanan grupta yer alırlar.

Obezite gerek sıklığı, gerek sonuçları açısından çağımızın en önemli sağlık sorunudur. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayan erişkinlerin yaklaşık 1/3 kadarının kilolu, 1/3 kadarının da obez olduğu bilinmektedir. Obezite tüm nedenlere bağlı ve kardiyovasküler nedenlere bağlı olay ve ölüm riskini arttıran önemli bir hastalıktır. Obezite öte yandan, hipertansiyon (HT), dislipidemi, tip 2 diyabetes mellitus (T2DM), inme, safra kesesi hastalıkları, osteoartrit, uyku apne sendromu ve bazı tür kanserlerin sıklığını arttıran önemli bir risk faktörüdür. Obezite ve neden olduğu hastalıkların insan ve toplum yaşamı üzerinde sadece biyolojik olarak değil, aynı zamanda psikososyal ve ekonomik olarak önemli etkilerinin olduğunu söylemek mümkündür. Normal kilolu insanlara göre obez insanların %30 oranında daha fazla doktor başvurusu yaptığı, %50 oranında daha fazla hastaneye yattığı ve %80 oranında daha fazla ilaç masrafı olduğu tespit edilmiştir.

Obezite Önlenebilir Ölümlerde 2. Sırada

Obezite önlenebilir ölümlerde sigaradan sonra 2. Sırayı almaktadır. Obezite ile mücadele bariatrik cerrahi uzun süreli ve kalıcı kilo kaybı sağlanmasında etkinliği kanıtlanmış tek yöntemdir. Günümüzde mide hacminin küçültülmesi ya da besin emilim alanlarının azaltılması tekniği ile yapılan bu ameliyatlardan en çok tercih edilen yöntemler Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) ve Gastrik Bypass ameliyatlarıdır. Bariatrik cerrahide temel amaç, hastanın kontrollü ve sağlıklı bir şekilde kilo vererek sağlığına kavuşmasıdır.



İç organları ters yerleşimli olarak dünyaya gelen 38 yaşındaki Ayşe Şahin, sağlık sorunları yaşamasına neden olan kilolarından obezite cerrahisiyle kurtularak, daha sağlıklı bir yaşama adım attı – Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Özden: – “Ayşe hanım, hayata geçirilen ‘tüp mide’ diye bilinen ‘sleevegastrektomi’ ameliyatının uygulandığı, dünyada kayıtlı olarak literatüre bildirilmiş organları ters yerleşimli 5’inci hasta” – Obezite cerrahisi için Almanya’dan Türkiye’ye gelen Ayşe Şahin: – “Ameliyattan sonra geçen süre zarfında 20 kilo hafifledim. Büyük bir değişiklik oldu. Kendime güvenim geldi. Sağlığım açısından da önceden merdiven çıktığımda çok yoruluyordum, şimdi hiçbir sorun yok”

İSTANBUL (AA) – ZEYNEP RAKİPOĞLU – İç organları ters yerleşimli olarak dünyaya gelen 38 yaşındaki Ayşe Şahin, sağlık sorunları yaşamasına neden olan kilolarından obezite cerrahisiyle kurtuldu.

Şahin’in, henüz 6 yaşındayken geçirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle başvurduğu hastanede tüm iç organlarının ters yerleşimli olduğu anlaşıldı.

Bu durumunun rutin yaşamına engel oluşturmadığı tespit edilen Şahin, ilerleyen dönemlerde aldığı ve günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlayan kilolarından kurtulmak istedi.

Bu dönemde çeşitli diyetlerin yanı sıra, sporu da yaşamına ekleyen ancak olumlu bir sonuç elde edemeyen Şahin, obezite cerrahisi olmaya karar vererek yaşadığı Almaya’dan Türkiye’ye geldi.

Araştırmalarının ardından Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Özden Avcı’ya ulaşan Şahin’e, organları ters yerleşimli olduğu için yapılan detaylı incelemenin ardından laparoskopik obezite cerrahisi uygulandı.

Şahin, bu sayede 7 hafta içerisinde 20 kilodan kurtularak, daha sağlıklı bir yaşama adım attı.

“Bayıldığında, yaşama veda ettiği sanılabiliyor”

Şahin’e uygulanan operasyona ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Opr. Dr. Avcı, hastanın tüm iç organlarının ters yerleşimli şekilde dünyaya geldiğini söyledi.

Bu sorunun bir hastalık değil yaşam durumu olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Avcı, “Acil durumlarda bu ters organ yerleşimleri bilinmiyor olduğundan kişi bayıldığında yaşama veda ettiği sanılabiliyor. Kalp krizi geçirdiğinde kişinin kalbinin sol yerine sağda olduğunun bilinmemesi durumunda, yanlış tarafa yapılan müdahaleyle kişi kurtarılabilecekken yaşama veda edebiliyor.” diye konuştu.

Bilinçli insanların tüm bu durumları yaşamamak adına vücutlarının kalp ve kol gibi bölgelerine organlarının ters yerleşimli olduğunu belirten “Situs İnversus Totalis” dövmesi yaptırdıklarını aktaran Avcı, Şahin’in de böyle bir yaşam durumunun olduğunu aktardı.

Avcı, hastanın sağlığını bozan kilolanma ve yağlanma artışı nedeniyle uyguladığı beslenme kontrolü ve egzersizlerin de başarılı olamaması sonucunda obezite cerrahisine başvurmaya karar verdiğini söyledi.

Durumunun farkında olan hastanın iç organlarının ters yerleşimli olduğu konusunda kendisine bilgi verdiğini ve ameliyat için bu yönde hazırlık yaptıklarını aktaran Avcı, şu bilgileri verdi:

“Laparoskopik’ dediğimiz kapalı bir yöntemle midenin yüzde 80 kadarını aldık. Kişinin gelecek hayatında kısıtlanmalı bir beslenme kontrolü olduğunu belirlediğimiz yola bir cerrahi girişim yapmış olduk. Hazırlığını ve bu durumun farkındalığını bildiğimiz yolda iyi bir operasyon süresi tamamlayarak Ayşe hanımı gayet başarılı, güzel bir operasyondan sonra taburcu ettik. Ameliyat sonrasında yaklaşık 6-7 hafta süresince 20 kilo kadar kilosunu da vermiş oldu. Bu sayede daha sağlıklı, fit ve mutlu bir Ayşe hanımı karşımızda görmüş oluyoruz.”

– “Dünyada 5’inci kez uygulandı”

Bu tür hastalara uygulanan operasyonda oryantasyonun oldukça önemli olduğuna işaret eden Avcı, “Bu noktada yapılabilecek bir hata hastanın yaşamına neden olabilirdi. Bilinmeden girilen hazırlıksız yol, hem cerraha hem hastaya ciddi sorunlar yaşatabilirdi. Bilinmeden girilen ters organ yerleşimli kişilerin acil ameliyatlarında oryantasyon sorunu nedeniyle ciddi sağlık sorunu yaşanabilir.” ifadelerini kullandı.

Avcı, organları ters yerleşimli kişilere obezite cerrahisi uygulanma oranının oldukça sınırlı olduğunu belirterek, “Ayşe hanım, hayata geçirilen ‘tüp mide’ diye bilinen ‘sleevegastrektomi’ ameliyatının uygulandığı, dünyada kayıtlı olarak literatüre bildirilmiş organları ters yerleşimli 5’inci hasta. Biz de dünyada 5. kez uygulanan bu ameliyatı Ayşe hanıma uygulamış, başarıyla hayata geçirmiş ve onu da sağlıklı yoluna adım adım ilerletmiş olduk. Bundan dolayı da mutluyuz.” şeklinde konuştu.

Avcı, gerekli sağlık desteği alındıktan sonra da kilo vermede başarılı olunmaması durumunda cerrahi müdahaleden kaçınılmaması gerektiğini ifade etti.

“20 kilo hafifledim”

Obezite cerrahisiyle sağlığına kavuşan Ayşe Şahin de zamanla almaya başladığı kilolarının sağlığında çeşitli sorunlara yol açtığını anlattı.

Farklı nedenlerle kilo almaya başladığını ve 85 kiloya ulaştığını ifade eden Şahin, şunları kaydetti:

“Her türlü yolu denedim zayıflamak için diyet gibi ama kilo veremedim. Kendimi bizim cerrahlara teslim ettim. Araştırmalar yaptım ameliyat için, çok doktorlarla görüştüm. Sonra Özden Bey ile görüştüm ve ‘Bu benim doktorum’ dedim. Ameliyattan sonra geçen süre zarfında 20 kilo hafifledim. Büyük bir değişiklik oldu. Kendime güvenim geldi. Sağlığım açısından da önceden merdiven çıktığımda çok yoruluyordum, şimdi hiçbir sorun yok. Kilolarını veremeyenler, kendinizi Türk doktorlarına emanet edin.”

Kaynak: https://m.mynet.com/organlari-ters-yerlesimli-hastaya-obezite-cerrahisi-110104364258



İç organları ters yerleşimli olarak dünyaya gelen 38 yaşındaki Ayşe Şahin, sağlık sorunları yaşamasına neden olan kilolarından obezite cerrahisiyle kurtuldu.

AA’nın haberine göre; Şahin’in, henüz 6 yaşındayken geçirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle başvurduğu hastanede tüm iç organlarının ters yerleşimli olduğu anlaşıldı.

Bu durumunun rutin yaşamına engel oluşturmadığı tespit edilen Şahin, ilerleyen dönemlerde aldığı ve günlük yaşamını olumsuz etkilemeye başlayan kilolarından kurtulmak istedi. Bu dönemde çeşitli diyetlerin yanı sıra, sporu da yaşamına ekleyen ancak olumlu bir sonuç elde edemeyen Şahin, obezite cerrahisi olmaya karar vererek yaşadığı Almaya’dan Türkiye’ye geldi. Araştırmalarının ardından Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Özden Avcı’ya ulaşan Şahin’e, organları ters yerleşimli olduğu için yapılan detaylı incelemenin ardından laparoskopik obezite cerrahisi uygulandı. Şahin, bu sayede 7 hafta içerisinde 20 kilodan kurtularak, daha sağlıklı bir yaşama adım attı.

Bayıldığında Yaşama Veda Ettiği Sanılabilir.

Şahin’e uygulanan operasyona ilişkin açıklamalarda bulunan Opr. Dr. Avcı, hastanın tüm iç organlarının ters yerleşimli şekilde dünyaya geldiğini söyledi.Bu sorunun bir hastalık değil yaşam durumu olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Avcı, “Acil durumlarda bu ters organ yerleşimleri bilinmiyor olduğundan kişi bayıldığında yaşama veda ettiği sanılabiliyor. Kalp krizi geçirdiğinde kişinin kalbinin sol yerine sağda olduğunun bilinmemesi durumunda, yanlış tarafa yapılan müdahaleyle kişi kurtarılabilecekken yaşama veda edebiliyor” diye konuştu.

Bilinçli insanların tüm bu durumları yaşamamak adına vücutlarının kalp ve kol gibi bölgelerine organlarının ters yerleşimli olduğunu belirten “Situs İnversus Totalis” dövmesi yaptırdıklarını aktaran Avcı, Şahin’in de böyle bir yaşam durumunun olduğunu aktardı. Avcı, hastanın sağlığını bozan kilolanma ve yağlanma artışı nedeniyle uyguladığı beslenme kontrolü ve egzersizlerin de başarılı olamaması sonucunda obezite cerrahisine başvurmaya karar verdiğini söyledi.

Durumunun farkında olan hastanın iç organlarının ters yerleşimli olduğu konusunda kendisine bilgi verdiğini ve ameliyat için bu yönde hazırlık yaptıklarını aktaran Avcı, şu bilgileri verdi: “Laparoskopik’ dediğimiz kapalı bir yöntemle midenin yüzde 80 kadarını aldık. Kişinin gelecek hayatında kısıtlanmalı bir beslenme kontrolü olduğunu belirlediğimiz yola bir cerrahi girişim yapmış olduk. Hazırlığını ve bu durumun farkındalığını bildiğimiz yolda iyi bir operasyon süresi tamamlayarak Ayşe hanımı gayet başarılı, güzel bir operasyondan sonra taburcu ettik. Ameliyat sonrasında yaklaşık 6-7 hafta süresince 20 kilo kadar kilosunu da vermiş oldu. Bu sayede daha sağlıklı, fit ve mutlu bir Ayşe hanımı karşımızda görmüş oluyoruz.”

Bu tür hastalara uygulanan operasyonda oryantasyonun oldukça önemli olduğuna işaret eden Avcı, “Bu noktada yapılabilecek bir hata hastanın yaşamına neden olabilirdi. Bilinmeden girilen hazırlıksız yol, hem cerraha hem hastaya ciddi sorunlar yaşatabilirdi. Bilinmeden girilen ters organ yerleşimli kişilerin acil ameliyatlarında oryantasyon sorunu nedeniyle ciddi sağlık sorunu yaşanabilir” ifadelerini kullandı.

Avcı, organları ters yerleşimli kişilere obezite cerrahisi uygulanma oranının oldukça sınırlı olduğunu belirterek, “Ayşe hanım, hayata geçirilen ‘tüp mide’ diye bilinen ‘sleevegastrektomi’ ameliyatının uygulandığı, dünyada kayıtlı olarak literatüre bildirilmiş organları ters yerleşimli 5’inci hasta. Biz de dünyada 5. kez uygulanan bu ameliyatı Ayşe hanıma uygulamış, başarıyla hayata geçirmiş ve onu da sağlıklı yoluna adım adım ilerletmiş olduk. Bundan dolayı da mutluyuz” şeklinde konuştu.

Avcı, gerekli sağlık desteği alındıktan sonra da kilo vermede başarılı olunmaması durumunda cerrahi müdahaleden kaçınılmaması gerektiğini ifade etti.

20 Kilo Hafifledim

Obezite cerrahisiyle sağlığına kavuşan Ayşe Şahin de zamanla almaya başladığı kilolarının sağlığında çeşitli sorunlara yol açtığını anlattı.

Farklı nedenlerle kilo almaya başladığını ve 85 kiloya ulaştığını ifade eden Şahin, şunları kaydetti:”Her türlü yolu denedim zayıflamak için diyet gibi ama kilo veremedim. Kendimi bizim cerrahlara teslim ettim. Araştırmalar yaptım ameliyat için, çok doktorlarla görüştüm. Sonra Özden Bey ile görüştüm ve ‘Bu benim doktorum’ dedim. Ameliyattan sonra geçen süre zarfında 20 kilo hafifledim. Büyük bir değişiklik oldu. Kendime güvenim geldi. Sağlığım açısından da önceden merdiven çıktığımda çok yoruluyordum, şimdi hiçbir sorun yok. Kilolarını veremeyenler, kendinizi Türk doktorlarına emanet edin.”

Dünyada Beşinci Kez Uygulandı

Bu tür hastalara uygulanan operasyonda oryantasyonun oldukça önemli olduğuna işaret eden Avcı, “Bu noktada yapılabilecek bir hata hastanın yaşamına neden olabilirdi. Bilinmeden girilen hazırlıksız yol, hem cerraha hem hastaya ciddi sorunlar yaşatabilirdi. Bilinmeden girilen ters organ yerleşimli kişilerin acil ameliyatlarında oryantasyon sorunu nedeniyle ciddi sağlık sorunu yaşanabilir” ifadelerini kullandı.

Avcı, organları ters yerleşimli kişilere obezite cerrahisi uygulanma oranının oldukça sınırlı olduğunu belirterek, “Ayşe hanım, hayata geçirilen ‘tüp mide’ diye bilinen ‘sleevegastrektomi’ ameliyatının uygulandığı, dünyada kayıtlı olarak literatüre bildirilmiş organları ters yerleşimli 5’inci hasta. Biz de dünyada 5. kez uygulanan bu ameliyatı Ayşe hanıma uygulamış, başarıyla hayata geçirmiş ve onu da sağlıklı yoluna adım adım ilerletmiş olduk. Bundan dolayı da mutluyuz” şeklinde konuştu.

Avcı, gerekli sağlık desteği alındıktan sonra da kilo vermede başarılı olunmaması durumunda cerrahi müdahaleden kaçınılmaması gerektiğini ifade etti.

20 Kilo Hafifledim

Obezite cerrahisiyle sağlığına kavuşan Ayşe Şahin de zamanla almaya başladığı kilolarının sağlığında çeşitli sorunlara yol açtığını anlattı.

Farklı nedenlerle kilo almaya başladığını ve 85 kiloya ulaştığını ifade eden Şahin, şunları kaydetti:”Her türlü yolu denedim zayıflamak için diyet gibi ama kilo veremedim. Kendimi bizim cerrahlara teslim ettim. Araştırmalar yaptım ameliyat için, çok doktorlarla görüştüm. Sonra Özden Bey ile görüştüm ve ‘Bu benim doktorum’ dedim. Ameliyattan sonra geçen süre zarfında 20 kilo hafifledim. Büyük bir değişiklik oldu. Kendime güvenim geldi. Sağlığım açısından da önceden merdiven çıktığımda çok yoruluyordum, şimdi hiçbir sorun yok. Kilolarını veremeyenler, kendinizi Türk doktorlarına emanet edin.”

Kaynak: https://www.haberturk.com/organlari-ters-yerlesimli-hasta-ameliyat-edildi-2125768



Günümüzün ve çağımızın en büyük problemlerinden biri olan Obezite hastalığı ve tedavisi ile ilgili Operatör Doktor Özden AVCI tarafından Özel Pendik Şifa Hastanesi kliniğinde uzman ekibi ve kadrosu ile bu işi gayet güzel yapıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre obezite, vücutta kişinin sağlığının bozulmasına neden olacak oranda yağ birikmesi olarak tanımlanmaktadır. Cinsiyet ayrımı yapılarak ele alınan obezitede kadınlarda vücut ağırlığının 25 ila 30’u oranında, erkeklerde ise 25 oranında fazla yağ birikimi görülmektedir.
Obezite tanımını daha geniş ele almak gerekirse çevresel, sosyal, ekonomik ve genetik faktörlerin zemin oluşturduğu nedenler ile ortaya çıkan ve ilerleyen evrelerde pek çok çeşitli hastalıkların oluşmasına yol açan ve kişinin anormal derecede vücudunda yağ birikmesine sebep olan bir tablodur. Bu tablo kendisinden başka farklı kronik hastalık çeşitlerine yol açabildiği gibi ölümle de sonuçlanabilmektedir. Obezite hastalığının vücuttaki oluşturduğu yağ birikiminin dağılımı ileri dönemlerde yol açacağı riskler yönünden oldukça önemlidir. Kollarda ve bacaklardan daha çok gövde ve karındaki yağ birikmeleri metabolik sendrom (kalp krizi geçirme olanağını büyük ölçüde arttıran risk faktörlerini barındıran bir hastalık grubu) yönünden risk taşımaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri doğrultusunda 20. ve 21. yüzyılda obez kişi sayısı 2 katı artış göstermektedir. Bu verilerde 20 yaş ve üzeri kişilerin obez olduğu gözlemlenirken, günümüzde elde edilen veriler incelendiğinde 5 yaş altı çocukların da fazla kilolu ve obez olduğu gözlemlenmektedir. Geçmiş yıllarda yalnızca gelişmiş ülkelerin bir hastalığı olarak tanımlanan obezite, günümüze bakıldığında gelişmemiş ülkelerde dahi büyük bir hastalık sorunu olarak ele alınmaktadır.

Kişinin yaşam süresini etkileyecek ve sağlığına büyük tehdit oluşturacak obezite hastalığı ölüm sebebi olarak en riskli unsur olarak görülmektedir. Obezite nedeni ile ölen kişi sayısı yılda yaklaşık 3 milyondan fazladır. Önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olan obezite yanlış beslenme alışkanlıkları, genetik faktörler, hormonal bozukluklar ve fiziksel aktiviteler geliştirilerek önlenebilmektedir.

Tedavi sürecinde ise ilk olarak kişinin vücut kitle indeksi (VKİ) heseplanarak kilonun boyun metrekaresine oranı dikkate alınmaktadır. VKİ 40 kg/m2 ve üzeri ise kişi hastalık boyutunda obez sayılmakta ve tedaviye bu oran üzerinden başlanmaktadır. Vücut kitle inteksi, vücut ağırlığının boyun metre cinsi üzerinden bölünmesi ile hesaplanmaktadır.

Vücut Kitle İndeksi (VKİ)= Vücut Ağırlığı (kg) / Boy Uzunluğunun Karesi (m)

Beden kitle indeksi sonucuna göre çıkan verilerde;

18.5 kg/m2 altı                        Zayıf

18.5 – 24.9 kg/m2 arası           Normal Kilolu

25 – 29.9 kg/m2 arası              Fazla Kilolu

30 – 34.9 kg/m2 arası              l. Derece Obez

35 – 39.9 k2/m2 arası             ll. Derece Obez

40 kg/m2 üzeri                         lll. Derece Obez

Kaynak: http://www.gunceldurum.com/obezite-hastaligi-doktor-ozden-avci.html



Şifa Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Özden Avcı Hürriyet Gazetesinde yer alan ve hasta kaybıyla sonuçlanan mide ameliyatlarıyla ilgili yerel basın mensuplarına önemli açıklamalarda bulundu.

Avcı; obezitenin tanımlanmasında kitle indeksinin önemli bir yer tuttuğunu,her ameliyatın ölüm riski taşıdığını ancak, basına yansıyan ölüm vakalarının yanlış bilgilendirmeden kaynaklı olduğunu  ifade etti.

Obezite Nedir Nasıl Tanımlanır?

Op. Dr. Özden Avcı;Obeziteyi kısaca vücutta  sağlığı bozacak oranda yağlanma birikimi olarak tanımlayabiliriz. Tanımlama kriterimiz ise Vücüt Kitle İndeksi (VKİ) denilen bir hesaplama ile yapılabilmektedir, VKİ=vücut ağırlığı(kg)/boy uzunluğunun karesi(m2) olarak oldukça kolay bir şeklide hesaplanabilir. Örneğin 120 kg ağrılığında ve 1,70 m uzunluğunda olan bir kişi için VKİ=120/1,7×17=41,5

VKİ; 18-25 arası normal

25-30 arası kilolu

30-35 arası 1.derece obez

35-40 arası 2.derece obez

40-50 arası morbid obez

50 üzeri ise süper morbid obez diyebiliriz

Obezite Niye Bu Denli Popüler Oldu?Sebepleri Nelerdir?

Op. Dr. Özden Avcı;Günümüzün ve önümüzdeki 20-30 yılın en önemli sağlık sorunu olduğunu-olacağını söyleyebiliriz.Boston üniversitesinde  225 000 kişi üzerine yapılan geniş bir çalışmaya göre VKİ değeri  25-30 arsı kişilerin erken ölüm oranı %10,30-40 arası kişilerin erken ölüm oranı %34 ve 40 üzeri kişilerin erken ölüm oranı %98 olarak belirlenmiş. Ayrıca kanserlerden ölümlerin 1/5 ‘i obeziteye bağlı sebepler olarak gösterilmiş, VKİ değeri 30 ve üzeri olan kişilerde diyabet riski 60-80 kat artmış olarak bulunmuş. Ayrıca hipertansiyon,uyku apne hastalığı,dizve omurga hastalıkları,bazı kanser türleri yatkınlıklarında artış riski olduğu da gösterilmiştir. Buradan da anlıyoruz ki obezite tedavi edilmediğinde;

1-bazı hastalıkların yaşanma riski yükselir

2-erken ölüm riski yükselir

3-kişisel ve ülke ekonomisine normal kilodakilere göre 5 kat yüksek bir sağlık harcaması riski getirir 4-sosyal olarak sürekli kendisiyle ve çevresiyle mutsuz olan birey,yaşama ve üretime katkıda bulunmakta zorluklar çeker.

Ayrıca tüm dünyada sıklığı her geçen yıl artan bir hastalıktır. Amerika Birleşik Devletleri’nde görülme sıklığı %30 ların üzerindedir,ülkemizde ise %20 ‘lerin üzerine çıkmıştır. 2030 yılında her iki kişiden birinin obez olması beklenmektedir.

Tedavisi Nedir ?

Op. Dr. Özden Avcı;Obezite tedavisinin en önemli yolu obez olmamaktır.Bunun için ailede,okul öncesi ve ilk orta öğretim sürecindeki bilinçlendirme,obezite ile ilgili önleyici devlet ve global dünya sağlık politikaları gerekmektedir.

Bu yollarda başarılı olunamamışsa

1-Tıbbi beslenme kontrolü ve egzersiz

2-Yeme davranış bozukluğu tedavisi

3-İlaçla tedavi

4-Obezite cerrahisi seçenekleri önümüzde durmaktadır

Obez kişilerin %90 ve üzerinde bir oranda insülin direncine sahip oldukları saptanmıştır,bu nedenle yine istatistiklere göre 10 yıllık bir sürecin sonunda beslenme kontrolü ve egzersiz ile kişilerin yalnızca %1-2 ‘sinin sağlıklı kiloda olduğu gözlenmiş %98-99 oranında ise ya başaramadığı ya sorunlu kilosuna geri döndüğü ya da daha kilolu bir duruma geldiği gözlenmiştir.

Bu nedenledir ki obezite tedavisinde obezite cerrahisinin yeri çok önemlidir. ABD’de yılda 3000 000 ülkemizde ise yılda 15 000 obezite cerrahisi işlemi gerçekleştirilmektedir. Bu sayılar her geçen sene artmaya da devam edecektir.

Her İsteyene Obezite Cerrahisi Uygulanabilir mi ?

Op. Dr. Özden Avcı;Elbette hayır. Günümüzde en çok tartışılan konulardan biridir bu. Bu operasyonu sadece fazla olan birkaç kilosunu vermek isteyenlere uygulamak tıbben etik değildir. Obezite cerrahisinin tüm dünyada kabul görür bir takım gereklilik şartları vardır

Nedir Bunlar?

1-VKİ değerinin 35-40 arası olması ve bunun yanında hipertansiyon,diyabet,uyku apne hastalığı v.b. hastalıkların olması

2-VKİ değerinin 40 üzerinde olması

3-18-65 yaş arası olması gibi.Yaş sınırı kişinin durumuna göre 65 üst sınırı kısmen esnetilebilir

Sadece Bu Değerler Yeterli midir?

Op. Dr. Özden Avcı;Bu değerler genel değerlendirmelerdir,bu değerlere sahip olan kişiler obezite cerrahi ile görüşmesini yapar ve sonrasında bir ekip çalışması başlar. Kişinin durumuna göre konsültasyonlar(pisikolog,beslenme uzmanı,kardiyoloji v.s.),standart olan(gastroskopi,tüm batın USG,hormonal tarama,rutin biyokimyasal tetkikleri v.s.) ve kişiye göre artabilecek olan tetkiklerden sonra nihai karar verilir.

Görüldüğü üzere bu cerrahi prosedür bir ekip işidir,doğru hasta doğru tanı doğru tedavi denklemi bir arada yürütülmesi gereken zorunlu adımlardır. Bu kriterlere uyulmadığında basında gördüğümüz toplumda negatif algıya sebep olan sonuçlar doğmaktadır Aslında bu operasyonlar gereklilikleri uygun kişilere uygulandığında yaşam kurtarıcıdır ve kişilere yepyeni bir yaşam sunmaktadır.Ben şahsım ve hastanem adına çok net olarak altını çizerek söyleyebilirim ki ;bu süreci mesleki ve vicdani olarak etik şartlar altında değerlendirip etik değerlerden ödün vermeden gerçekleştirmekteyiz.

Tüm Bu Süreçler Doğru Yönetildiğinde Hangi Yöntemlerle Cerrahi OperasyonUygulanmaktadır? 

Op. Dr. Özden Avcı;Tüm obezite cerrahi prosedürleri laparoksopik denilen kapalı yöntemlerle uygulanmaktadır,daha az ağrılı,daha erken ev-iş hayatına dönüş ve daha kozmetik iyi görünüm sağlarlar.

Obezite cerrahisini iki kategoride değerlendirebiliriz. 1-kısıtlayıcı prosedürler 2-emilim engelleyici proseürler

Kısıtlayıcı prosedür;şu an tüm dünyada TÜP MİDE ,mide küçültme diye bilinen sleeve gasterktomi yöntemi en sık  uygulanan cerrahi prosedürdür. kısıtlayıcı prosedür olarak uygulanır,midenin %80 kadarı alınır ve bu alınan parçada Gherelin denilen açlık hormonu salgılayan yer de çıkarılmış olur.

Emilim engelleyici prosedürler;mideden gelen besin ile pankreas&safra sıvılarını ince bağırsağın dah uzak bir kısmında karşılaşmalarını sağlayan prosedürlerdir. Ypılan çalışmalar ince bağırsağın ilk kısımlarının besinsel hormon aktivasyonun en yoğun olduğu yerler olduğunu göstermiştir,bu prosedürlerde bu kısmın by pass edilmesi amaçlanır. Gastrik By Pass , Mini Gastrik By Pass, Duodenal Switch bu yöntamlerden birkaçıdır.

Neden Tüp ve Mide Ameliyatları Sıkça Uygulanmaktadır?

Op. Dr. Özden Avcı;Bunun birden fazla sebebi vardır.

1-Tüp mide ameliyatı daha kısa,by pass ameliyatları daha uzun sürer

2- Tüp mide ameliyatının riskleri daha az,by pass ameliyatlarının daha fazladır

3-Tüp mide ameliyatından sonra sadece 6-12 ay kadar vitamin,mineral ve protein desteği gerekir.By pass ameliyatlarından sonra ömür boyu vitamin,mineral desteği gerekmektedir

4-Tüp mide ameliyatı sonrası geride kalan mideye normal kişilerdeki gibi gastroskopik yoldan değerlendirme yapılabilir,gastrik by pass ve mini gastrik by pass sonrası midenin değerlendirilmesi için ameliyathane koşulları gerekmektedir.

5-Başarısızlık durumunda tüp midenin dönüşüm cerrahisi daha kolay, by pass cerrahi yöntemlerin başarısızlığında cerrahi dönüşüm oldukça zordur.

Obezite Cerrahisinin Faydaları Nelerdir ?

Op. Dr. Özden Avcı;Öncelikle erken ölüm oranını azaltır.

Ayrıca hipertansiyon,diyabet,uyku apnesi,diz ve omurga hastalıkları,karaciğer yağlanması,migren,astım,depresyon,idrar tutamama gibi hastalıklarda %40-99 arasında iyileşmeler sağlar. Bazı kanser türlerinin de gelişimine engel olur.

Kişinin yaşam kalitesi %95 oranında artar ve  sosyal yaşamda özgüvenini kazanarak yer edinir.

Obezite Cerrahisinin Riskleri Nelerdir ?

Op. Dr. Özden Avcı;Elbette yaşamdaki her hareketli ve ivmeli eylemin olduğu gibi bu işlemlerin de riskleri vardır. %0,01-0,06 arasında yaşam kaybı riski mevcuttur. % 1 oranında da yaşam kaybına yol açmayan genel ameliyat riskleri mevcuttur. Tecrübeli ellerde,ekip çalışmasını gösteren merkezlerde ve etik değerlere uyan ekiplerde bu riskler dünya standartlarındaki oranlar gibidir. Morbid obez olan kişinin ameliyat olmaması halindeki yoldaki riskin operasyona ait bu dünya standartlarında risklerden daha fazla olduğunu bir lez daha belirtmekte fayda var.

Ameliyat Sonrası Süreç Nasıl Devam Ediyor ?

Op. Dr. Özden Avcı;Ameliyat sonrası ortalama 2-4 gece hastanede yatış gerçekleşir ve taburcu edilir.

Ameliyat sonrası 6. saatte yürümeye başlanır

Ameliyat sonrası 1. günde ağızdan tanesiz sıvı gıda alınımı başlar,2 hafta tanesiz sıvı sonraski 2 hafta püre kıvamlı beslenme ürünleri ve 1. aydan sonra katı gıdalara geçilebilir(beslenme uzmanı kontrolünde!!!)

Taburculuktan sonra ofis işi olarak bahsedilen işlere 1 hafta içinde başlanabilir,kondüsyon gerektiren ve zorlanılabilecek işlere 20 gün ile 1 ay sonrasında başlanabilir.

Ameliyat sonrası ilk 15 gün yürüyüş,2. haftadan sonra yüzme sporu uygulanabilir,karın kası çalıştıran sporlara 3 ay sonra başlanabilir.

Özelllikle kadınların merak ettiği nokta;operasyon sonrası 18.aydan sonra hamile kalınabilir.

Fazla kiloların %90-95 ‘i 1,5-2 yıl içinde verilecektir.Unutulmasın ki bu bir  100 metre koşusu değildir, bir maraton süreci  gibidir ve sabır gerektirir.  Bu süreç kişisel farklılıklar içerebilir.Operasyon sonrası en önemli durumlardan biri de düzenli takipte kalmak varsa sorunları erken öğrenmek müdahale etmek, sorun yoksa da motivasyon açısından çok önemlidir.

Kaynak: ozguristanbul



Tüm dünyada kadınlar arasında görülen kansere bağlı ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer alanmeme kanserine karşı gardınızı alın ve bu hastalıkla korkmadan savaşın.

Meme kanseri kadın sağlığını tehdit eden kanser türleri arasında ilk sırada yer alsa da bu hastalığa karşı alınacak önlemler ve tedavilerin olması içimizi rahatlatıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özden Avcı, meme kanserinde erken tanının hayat kurtarma açısından oldukça önemli olduğunu belirtiyor.

Ne zaman uzmana başvurulmalı?
Ele gelen kitle: Meme kanserinde en sık rastlanan bulgu ele gelen kitle oluyor. Fakat her ele gelen kitle meme kanseri anlamına gelmiyor. Bu kitlenin ne olduğunu bilmek için bir uzmanın değerlendirmesi gerekiyor. Meme kanserli kadınların yüzde 70’inde ilk bulgu memede görülen kitle oluyor.
Meme başı akıntısı: Özellikle tek taraflı, kanlı ve kendiliğinden oluşan akıntı meme kanserinin erken bulgusu olabiliyor. Meme başı akıntılarının yüzde 90’a yakını iyi huylu sebeplere dayanırken yüzde 10’u meme kanserine işaret edebiliyor.
Deri değişiklikleri: Ani gelişen deride çöküntü, uzun süren yara ve deride portakal kabuğu görünümü oluşmasından şüphelenmek gerekiyor.
Meme başının içeri çekilmesi: Simetrik olmayan ve ani gelişen meme başı çekilmesi de belirtiler arasında yer alıyor.

Biliyor musunuz?
● Ülkemizde toplam 50-60 bin arasında meme kanseri hastası bulunuyor ve her yıl yaklaşık 18-20 bin yeni meme kanseri vakası bekleniyor.
● 30 yıl önce yıllık beklenen meme kanseri vaka sayısı 10 binlerde iken bu sayı günümüzde 20 bini buldu. 20-30 yıl sonra bugüne oranla meme kanseri vaka sayısının yüzde 50 artış göstereceği tahmin ediliyor.

TEDAVİ SÜRECİ
Meme kanserinde çoğunlukla cerrahi tedavi uygulanıyor. Bazı vakalarda ise cerrahiye kemoterapi ve radyoterapi (ışın tedavisi) eklenebiliyor.
Tedavi multidisipliner olarak ele alınıyor ve bu konuda deneyimli genel cerrah, radyolog, patolog, onkolog, ve gerekirse plastik cerrah birlikte tedaviyi planlıyor.

Kimler meme kanseri riski altında?
● Erken adet görenler (12 yaş altı)
● 35 yaş sonrasında doğum yapanlar
● Hiç doğum yapmamış olanlar
● Menopoza geç girenler (55 yaş sonrası)
● Ailede meme kanseri bulunanlar (anne, kız, kız kardeş)
● Uzun süre hormon tedavisi görenler
● Doğum kontrol hapı kullananlar

Kaynak: Formsante Dergisi



En çok görülen mide hastalıkların başında gelen reflü kendisini mide ve soluk borusunda yanma ile gösteriyor. Dr. Özden Avcı reflü ile ilgili merak edilenleri anlattı.

Reflü Nedir?

Halk arasında mide reflüsü olarak bilinen gastro özofageal reflü hastalığı; mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Reflü, asitli mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanır. Erişkinlerin yaklaşık %20’sinde reflü görülür.

Reflü Belirtileri Nelerdir?

Tipik Belirtiler

  • Göğüs kafesinde yanma hissi
  • Ağza acı su gelmesi

Tipik Olmayan Belirtiler

  • Geğirme, şişkinlik
  • Yutma güçlüğü,yutakta takılma hissi
  • Ses kısıklığı
  • Gıcık öksürüğü
  • Ağız kokusu
  • Çarpıntı, Kalbe bası hissi
  • Nefes darlığı, nefes yetmezliği duygusu
  • Astım
  • Diş çürüğü
  • Süreğen yutak yangısı (kronik farenjit)
  • Hıçkırık
  • Süreğen sinüzit

Reflü Kimlerde Çok Olur?

Mide fıtığı olanlarda, hamilelerde, kilolu kişilerde, mide boşalması geç olanlarda

Reflüyü Arttıran Etkenler Nelerdir?

Reflü hastalığı her ne kadar bir yapısal bozukluk sonucu olsa da sigara, alkol, yağlı gıdalar, büyük porsiyonlarla yemek alışkanlığı, fazla baharat tüketimi reflü şikayetini arttırmaktadır.

Reflü Tanısı Nasıl Konulur?

Sistematik bir hasta hikayesi ve muayenenin ardından ilk yapılması gereken Gastroskopidir. Reflü hastalığının tanısında gastroskopi halen “altın standart“ dır.

Reflü Hastalığının Zararları Nelerdir?

 

Yemek borusunda açık yara uzun süreli reflü sonucunda gelişir,kanama ve yutkunma esnasında ağrıya yol açabilir

Yemek borusunda daralma mide içeriğinin yemek borusunda yarattığı tahribat neticesinde gelişir ve yutkunma güçlüğü şikayeti oluşturur.

En korkulan komplikasyon ise; sürekli tahriş altında kalan yutma borusu alt ucunda kanser gelişimidir. Şunu vurgulamak gerekir ki; her reflü hastası tabi ki kanser olmamaktadır. Kanser gelişimi oldukça seyrektir, özellikle ülkemizde yapılan geniş katılımlı istatistik çalışmalarında bu oranın dünya ortalamasının da altında olduğunu göstermiştir. Ancak uzun süreli reflüsü bulunan bir hastada yutma borusu alt ucunda “Barrett” diye adlandırılan bir özel yara gelişmiş ise, işte bu durum kanser habercisi bir durumdur ve Reflü cerrahi olarak derhal tedavi edilmelidir ki, kanser gelişimi riski ortadan tamamen kaldırılamasa da azaltılabilsin. Reflünün uzun sürdüğü olguların % 5 – 15 ‘ e yakınında Barrett özofajiti dediğimiz durum gelişebilmektedir. Barrett özofajiti de % 10 oranda kanserleşebilme ihtimali taşımaktadır.

Nelere Dikkat Etmeli

  • Yüksek yastıkta yatın
  • Yatmadan önce besin almayın
  • Sigara ve alklol kullanmayın
  • SARIMSAK YEMEK İÇİN 9 NEDEN
  • Asitli içecekler içmeyin
  • Sağlıklı beslenin
  • Dar kıyafetler giymeyin
  • Fazla kilolarınızdan kurtulun

Kaynak: Hürriyet




Yasal Uyarı


Bu web sitesi sağlık hizmeti vermemektedir, insanları bilgilendirmek ve sitemiz hakkında bilgi vermek amacı ile hizmet etmektedir. İnternet sitesinde yer alan bilgiler hastalıkların tanı veya tedavisinde kullanılmak üzere verilmez. Site içeriğimizde yer alan bilgiler tanı ve tedavi amacıyla kullanımından doğacak sorumluluk siteyi ziyaret eden kişiye aittir.




    Adınız

    Telefon No

    Sorunuz



    İletişim Bilgileri


    Adres: Küçükbakkalköy, QBMED Plaza, Işıklar Cd. No:37, 34750 Ataşehir/İstanbul



    Çalışma Saatleri: Hafta İçi: 09:00 – 17:00, Cumartesi: 09:00 – 13:00


    Designed by ROAS Project Dijital Pazarlama 2021. All rights reserved.